Sivas’ı Unutma

SİVAS ATEŞİ yüreklerde yanar.
SİVAS ATEŞİ KIYAMETE KADAR YANAR…

Tarih 2 Temmuz 1993…

Sivas’ta Madımak oteli yanıyor.

Otelde insanlarımız yanıyor.

Sıvas koca bir kent.

Bu koca kentte onbinlerce polis, onbinlerce asker var…

Bu koca kentte onlarca insan diri diri yakılıyor,

herkesin gözleri önünde

hemde canlı yayınla…


(Anne Hacer Gültekin’den oğlu Hasret Gültekin’e mektup)

Sevgili Oğul !

Gazeteciler randevu isteyince önce korktum ;
ola ki senden ‘rahmetli’ diye söz ederler.

Meğer bugün Anneler Günü’ymüş. Hani , hep ünlü bir işadamının, ya da milletin anasını ağlatan bir politikacının annesini seçerler ya , bu kez yarışın kulvarını değiştirmişler. Bu yıl Sivas’ta yobazların yaktığı tüm çocukların analarını seçmişler “Yılın Annesi” .

Hasret’im biliyor musun? Sana sormadan bunları anlattım diye bana kızmadın ya? En sevdiğin arkadaşlarından Kadir’le Ali Rıza çok ısrar ettiler. Dayanamadım konuştum.

Bak Oğul! Sana sormadan bir iş daha yaptım. 2 Temmuz’dan bu yana açamadığım odana da girmelerine izin verdim. Ben bakamadım sırtımı döndüm , kardeşin Güler’le Kadir gezdirdiler odanı. Biliyorum sen odana el sürülmesine hatta toplanmasına bile kızardın. Ben görmedim, ama el sürmediler hiçbir şeyine. Kitaplarına ve resimlerine bakmışlar sadece, rahat ol. Fotoğrafta çektiler Hasret’im. Sen gittin gideli üzerimden çıkarmadığım siyah elbiselerimle ‘iyi çıkmam’ dediysem de dinlemediler. Bana kır çiçekleri getirmişler Anneler Günü diye. Sivas’ta senin yanında olan, hani mızıka çalıp eğlendirdiğin çocuklar var ya, onların anaları adına da kabul ettim. Serkan Doğan’ın, Huriye’nin ,Yeşim’in, Muammer’in, ınci’nin, şu ufak oğlanın adı neydi? 11 yaşındaydı hani. Hah hatırladım Koray işte. Onun da anasıyım ben bugün. Hepsinin anasıyım. Madımak Otel’inde kim varsa Asaf’ın , Nesim’inin, Muhlis’le Leyla’nın , adını hatırlayamadığım diğerlerinin. Sen kızmazsın biliyorum oğul. Paylaşmayı seversin. Ana Sevgisinide paylaşırsın.

Hasret yavrum , Anneler Günü’nü kutlamazdık değil mi biz? Yanlış hatırlamıyorum, kutlamazdık. Geçen yıl hariç, oda yine senin muzurluğundan. A oğul, a çocuk, bana çamaşır makinesı alacaksın diye, çok kızdığın Parti’nin gecesine çıkmaya değer miydi? Baban ayın başında nasılsa alacaktı. Eskisini de tamir ettirirdik ne olacak. Bir süre daha idare ederdik. Kim bilir sana nasıl zul gelmiştir o gece çalıp söylemek. Anneler Günü’nü bahane edip o parayla çamaşır makinesi almanız için Güler’e gizlice vermişsin parayı.

Canım oğlum,

Senin gibi şelpeyle güzel bağlama çalan biri hala çıkmadı. Sen ‘Rüzgarın Kanatları’na’ binip gittikten sonra türkülerin dilden dile dolaştı. Bütün sanatçılar senin türkülerini okuyor. Ama çok bozuluyorum biliyor musun? Birçoğu bu türkülerin sana ait olduğunu söylemiyor. Bazı büyük bağlama ustaları da senin müziklerini alıp kendileri bulmuş gibi çalıyorlar. Deli Derviş’i senin gibi çalan yok hala. Sivas’a gitmeden önce ‘Enel Hak’ adında yeni çalışmalar yapıyordun. Yarım kaldı diye üzülme. Arkadaşların o kaseti bıraktığın kadarıyla seni sevenlere ulaştıracaklar. Senin şair yönünü bilmeyenler de yakından tanıyacaklar. Çünkü arkadaşların senin adını sonsuza dek taşıyacak bir kültür merkezi kuruyor. Sinema , Tiyatro, Müzik, Edebiyat ve Folklor alanında araştırmalar ve çalışmalar yapacaklar. şiirlerini de bir kitapta topluyorlar.

Haberin var mı bilmem ? Ankara DGM de görülen Sivas Davası’nı basına kapattılar. ıyice unutturmak istiyorlar herhalde. Başkalarının hafızasından silebilirler Madımak Oteli’nde olanları. Peki ya benim yüreğimden, ya diğer çocukların analarının yüreğinden nasıl söküp atacaklar? Gazeteye niye konuştum biliyor musun? Mahkeme o kara yobazlara ne ceza verir bilmem, halkın vicdanında bir kez daha mahkum olsunlar istedim. şimdilik Hoşça kal yavrum.

Annen Hacer Gültekin.

 

Yanıyorum
Anam ardımdan sakın ağlamasın Ali’yim ben
Pir Sultan yoluna ölüyorum
Başıma kızıl bağlama
Arkamdan sakın ağlama
(Serkan DOĞAN/Sivas şehidi)

 

adım Koray,

daha on iki yaşındayım

ve ben hiç büyümeyeceğim

Sivas Madımak’ta yandım

ak günler bekleyen ülkemin

karanlık düşünceleriyle

naklen yakıldım…

(Koray KAYA/Sivas şehidi)

2 Temmuz 1993 tarihe kara bir leke olarak geçti… Gerici yobazlar 37 insanımızı, 37 canımızı aldılar bizden… Çorum, Maraş, Sivas ve Gazi’de hep acı çekenler biz olduk…

Sivas’ı unutma, unutturma!

2 Temmuz 1993 Cuma günü İslami şeriat özlemcilerinin ayaklanması sonucunda Sivas’ta Madımak Oteli’nde herkesin gözü önünde, üstelik de televizyondan saatlerce süren canlı yayın sırasında tam 35 kişi yakılarak öldürüldü. "Şeriatçı ayaklanma değildir, toplum psikolojisiyle yapılmış bir harekettir, büyütmemek gerek," ve hatta "Suçlu olanlar yakılanlardır" denildi önceleri. Hatta dönemin başbakanı, "Otel önündeki halkımıza bir zarar gelmemiştir," diyerek ayaklanmacılara arka çıkabildi. Sivas yangınının üzerinden yıllar geçti. Uygar, çağdaş, bilimin, sevginin ve barışın egemen olacağı bir dünya yolunda, bir daha yaşanmasın diye, kayıtsız kalındığında neler olabileceği bilinsin diye, Sivas’ı unutma, unutturma!

 

 

 

 

 


2 Temmuz 1993 Cuma günü Sivas’ta Madımak Oteli’nde yakılarak öldürülenler

Asım Bezirci

Edebiyatımızın karıncası. Yüzlerce kitap yazdı. Kitaplarından bazıları: Türk Halk Şiiri I-II, Temele Gül Dikenler, Güle Dil Verenler, Çok Kapılı Oda, Edip Cansever, Dünden Bugüne Türk Şiiri, İkinci Yeni Olayı, Sabahattin Ali, Bilimden Yana / Sosyalizme Doğru, On Şair, On Şiir, Hikayecilerimiz, Orhan Veli, Deyimlerimiz Sözlüğü, Seçme Hikayeler.

Metin Altıok

Şair. On şiir kitabı yayımlandı.

Behçet Aysan

Şair. 1984′te Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’nü, 1986′da Ceyhun Atıf Kansu Şiir Ödülü’nü ve yine aynı yıl Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü’nü aldı. Çok sayıda şiir kitabı var.

Uğur Kaynar

Şair.

Erdal Ayrancı

Adam gibi adam. Hayalleri, film projeleri olan bir insan.

Asaf Koçak

Ressam.

Muhlis Akarsu ve
Muhibe Leyla Akarsu

Halk ozanı. "Sivas Ellerinde Ömrüm Çalınır" ve " Gurbeti Ben mi Yarattım" gibi çok sayıda albümü var.

Nesimi Çimen

Halk ozanı.

Hasret Gültekin

Halk ozanı ve müzik araştırmacısı.

Muammer Çiçek

Tiyatrocu.

İnci Türk

Eczacı, tiyatrocu.

Nurcan Şahin ve Özlem Şahin

Sanatçı, öğrenci.

Sait Metin

Sanatçı.

Huriye Özkan ve Yeşim Özkan

Öğrenci, sanatçı.

Carina Thuijs

Hollandalı. Türk kültürü araştırmacısı.

Yasemin Sivri ve Asuman Sivri

Semah sanatçıları, öğrenci.

Belkıs Çakır

Semah sanatçısı.

Menekşe Kaya ve Koray Kaya

Öğrenci, sanatçı.

Edibe Sulari

Bektaşi kültürü araştırmacısı.

Sehergül Ateş

Öğrenci, elişi sanatçısı.

Murat Gündüz

Öğrenci.

Serpil Canik

Sanatçı.

Ahmet Özyurt

Sanatçı.

Serkan Doğan

Sanatçı.

Mehmet Atay

Fotoğraf sanatçısı.

Gülsün Karababa

Sanatçı.

Handan Metin

Öğrenci, sanatçı.

Gülender Akça

Sanatçı.

Kenan Yılmaz

Otel görevlisi.

Ahmet Öztürk

Otel görevlisi.

Aslında bu listeye büyük romancı Rıfat Ilgaz ile öykücü-romancı-eğitimci-şair-düşünür Aziz Nesin de dahil edilebilir. Çünkü Sivas’ın acısına dayanamayan Rıfat Ilgaz olaydan birkaç gün sonra ve olayın acısını bir türlü unutamayan ve insafsızca suçlanan aydın-yazar Aziz Nesin de birkaç yıl sonra kalbi kırık öldüler.

Bu sayfanın hazırlanmasında Edebiyatçılar Derneği’nin yayımladığı "Sivas Kitabı"ndan ve o günlere ait Cumhuriyet ve Aydınlık gazetelerinden yararlanıldı.

 

Yumrukluyorum duvarları
Yumrukluyorum kara gecenin bedenini ellerim kan içinde
Nehirler taşmış yanaklarımdan
Otuz yedi can
Otuz yedi gül çatlamış susuzluktan Sivas’ın içinde
Nasıl uyku tutar gözlerimi
Döne döne semaha duranlar tutuştu önce
Sonra türküler
Sonra şiir çığlıksız düştü türkülerin yanıbaşına

Sivas… Sivas..
Yiğitlik midir emanet cana kıymak
Yiğitlik midir bir tutam ışığı kör bıçakla koparıp karanlığa kurban etmek

Söyle hangi kitapta vardır elleri kollları bağlı yakmak
Var mıdır kardelen akında bir avuç inciyi ateşe tutmak lo…
Böyle garip düştüğüme bakma
Böyle mahsun durduğuma
Varsın ateşin suskunlukla beslensin
Benim de yüreğim gençliğini almış yanına yürür başı dik
Senin de dağların var Sivas, senin de dağların
Dağlarında şahanların

SAVAŞ EZGİ